Category: Genel

Kategori: Genel

Çevrimiçi Koçluk Eğitiminin Faydaları

Çevrimiçi sertifikalı koç eğitim programları, daha esnek bir tarzda ve çok daha uygun bir maliyetle geleneksel yüz yüze sınıf eğitimine çok benzer bir deneyim sağlayabilir.

  • İnternet bağlantınız olduğu sürece dünyanın neresinde olursanız olun çevrimiçi koçluk eğitimi alabilirsiniz.
  • Seyahat masraflarından tasarruf etmenize yardımcı olur.
  • Muazzam seyahat süresi tasarrufu sağlar.
  • Mahremiyete olanak verir.
  • Koçluk ve tavsiye almak için bazen bilgisayarınızla bir otel odasında bile veya kendi evinizin veya ofisinizin konforunda olabilirsiniz.
  • Sorularınız, deneyimli koçlar ve eğitmenler tarafından eğitimli yanıtlarla cevaplansın.
  • Dünyanın dört bir yanından çeşitli insanlarla iletişime geçin ve etkileşimde bulunun.
  • Koçluk derslerinizi alırken global profesyonel koç ağınızı oluşturun.

Düşündürücü 12 Liderlik Sorusu

Koçluk, liderlik gelişiminde son derece etkili olan güçlü bir ortaklıktır. Profesyonel koçlar, müşterilerinin bakış açılarını genişleten ve kör noktalarına ışık tutan sorular sormak için özel olarak eğitilmiştir. Liderlik becerilerinizi kişisel ve profesyonel olarak geliştirmenize yardımcı olacak en çok düşündürücü liderlik ve koçluk sorularından bazılarını inceleyelim.

Liderlik bir yolculuktur. Bazılarımız, öğrenmeleri ve pratik yapmaları gereken durumlarla karşı karşıya kaldıklarında daha sonra yaşamlarında lider olurken, bazılarımızın içinde vardır. İster doğuştan bir lider olun, ister sonradan öğrenmiş olun, kesin olan bir şey var ki, kendinizi geliştirmeye devam etmeniz gerekiyor. Hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir ve lider olmak isteyen biri olarak, kendinizin daha iyi bir versiyonu olmak için sürekli değişmeniz gerektiğini kabul etmeniz gerekir.

Lider olarak sen kimsin?

Lider olarak kim olmak istersiniz? Bu soruların yanıtlarını içselleştirip bulduktan sonra, sizin ve ekibinizin kişisel/profesyonel yaşamınıza gelişmiş liderlik niteliklerini yerleştirmenize ve getirmenize yardımcı olacaktır.

Özgün liderlerin, gerçekte kim olduklarına sadık kalma gibi bir öz-düşünüm alışkanlığı vardır. Önemseyen liderler, her zaman büyümeye odaklandıkları için kim olduklarına da çok dikkat ederler. Her gün aynı ofise geldiğinizde, fark etmeden vasat olma eğiliminiz olduğunu fark ederler.

Bu nedenle kendilerine öz-düşünümsel sorular sormaya devam ederler ya da onlara bu soruları soracak koçlar tutarlar! Öz farkındalık onlar için temel bir değerdir. Aşağıdaki öz-düşünümsel sorular alıştırması, liderliğinizin hayatınıza ve işinize katkısını nasıl gördüğünüze dair yeni bir bakış açısı sunabilir.

Soruları cevaplarken, kendi cevaplarınızın sizde nasıl yankı uyandırdığını görmek için bir dakikanızı ayırın.

Bu sorular muhteşem liderlik günlüğü istemleri oluşturur – bu yüzden günlüğünüzü alın ve birkaç cümle yazın!

Liderlik becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olacak en önemli koçluk sorularımız:

  • Bir lider olarak en çok uyguladığınız en güçlü üç yönünüz nelerdir?
  • Pratik yapamadığınız en zayıf üç güçlü yönleriniz neler?
  • Liderlik vizyonunuz nedir?
  • Kendinizin en iyi versiyonu olduğunuzda kim olmak istersiniz?
  • Liderlik felsefeniz nedir?
  • Nasıl bir lider olmanız gerekiyor?
  • Görmek istediğiniz etkiyi yaratmak için neyi ayarlamanız gerekiyor?
  • Kendinizde değiştirmek ve geride bırakmak için neye ihtiyacınız var?
  • Şu anki benliğiniz tarafından yönetilen ekip üyelerinizden biri olsaydınız, tatmin olur muydunuz?
  • Gelecekteki benliğinize öğrenilen dersleri sorsak, bize ne söylerdi?
  • Bu soruları cevaplarken nelere dikkat ediyorsunuz?
  • Bu yeni farkındalıkla, bugünden itibaren neyi farklı yapmaya isteklisiniz?

Bu alıştırmayı yaptıktan sonra, bunları bir yere yazın ve bu cevaplara bir tarih ekleyin. Ayrıca bu egzersizi yılda en az 2-3 kez yapmanızı öneririz. Hepimiz her gün değişiyoruz. Bazen günlük değişimler önemsiz olduğu için bunu fark etmeyebilirsiniz. Ancak, geri dönüp aynı soruları uzun bir süre boyunca cevaplarsanız, değişiklikleriniz çok daha belirgin olacaktır.

Bir liderin sahip olması gerektiğine inandığınız en önemli liderlik özelliklerinden bazıları nelerdir? Ve bunların ne kadar önemli olduğunu nasıl anladınız? Bunları öğrenmeyi çok isterim!

Bir koç olmak istiyorsanız, bir sonraki alımımızın ne zaman olduğunu görmek için bu programa tıklayın!  Sizinle çalışmak için sabırsızlanıyoruz.

Kendinize Koçluk Yapmanın 8 İpucu: 2022 için Niyet Belirlemek Neden Çözüm Belirlemekten Daha Proaktiftir?

Evet, yine yılın o zamanı. Birçoğumuz geride bıraktığımız yılı düşünüyor ve yeni yılın taze enerjisini kullanıyor, yeni bir başlangıç yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Yeni yıla umut tohumları ekmeye karar vererek başlamak istiyoruz. Koçluk ve terapi danışanlarımla konuşurken, yıllar içinde, çoğu kararın birkaç ay içinde unutulduğu ve iyimserliğin kaybolduğu sonucuna vardım. Bununla birlikte, kararlar yerine niyetler koyarsak, birkaç hafta içinde ivme ve başarı hissi yaşayabilme şansımız yüksektir, çünkü niyetleri belirlemenin arkasında tamamen farklı bir psikoloji vardır. Size bu konuda koçluk yapmama izin verin, çünkü bu gerçekten inandığım güçlü bir kavram.

Niyetler ve kararlar arasındaki 5 büyük fark

  1. Niyetler, kararların aksine, daha geniştir ve kişiyi tümden benimser.
  2. Niyetler, varlığımızın zihinsel, ruhsal ve duygusal kısımlarını içerir ve kararlar daha çok kişinin yeni yıldan ne istediğinin bir listesidir.
  3. Niyet belirlemek, sizin için neyin önemli ve anlamlı olduğunu düşünmenize yardımcı olduğu için harika bir öz-farkındalık süreci olabilir.
  4. Niyetler aktif, kararlar pasiftir. Niyetim bu dediğinizde enerjinin aktivasyonu gerçekleşir ve bilinçaltınız sizin için çalışmaya başlar.
  5. Çözümler bir tür kontrol listeleridir, oysa niyetler bir alanda veya yaşamın birden fazla alanında gerçek dönüşümü ve olumlu değişimi hedefler.

Niyet Belirlemenize Yardımcı Olacak 8 Kendinize Koçluk Yapma Sorusu

  1. Niyetleri kararlardan farklı kılan şeyleri göz önünde bulundurarak, kendinize bu güçlü koçluk sorularını sorun ve cevaplarınızı günlüğe kaydedin:
  2. 2022’nin benim için en iyi sonucu ne olurdu?
  3. Bu sonuçlar benim için ne anlam ifade ediyor?
  4. Bu yılın sonunda nasıl hissetmek istiyorum?
  5. Fark yaratmak için neyi anlamam gerekiyor?
  6. İlerleme kaydetmek ve yönetmek için neleri geliştirmem gerekiyor?
  7. İlerleme kaydettiğimi nasıl anlarım?
  8. Başarı neye benzer?

Ne zaman ve nasıl başlayabilirim?

İyilik ve kötülük doğuştan mıdır ?

Çocukluğumuzda izlediğimiz çizgi filmlerde genellikle iyiyle kötünün savaşına tanıklık etmişizdir. İyi kazandığı zaman sevinip kötü kazanınca nefesimizi tuttuğumuz o günlerden bu yana, gerçek yaşamda da siyaseti ve liderliği iyi ya da kötü diye ayırarak ilerler hâle geldik.

Hemen hemen koçluk ve terapi uyguladığım tüm kişiler bana şu soruyu soruyorlar: İyilik ve kötülük yaradılışımızın parçası mıdır? İnsan doğuştan kötü ya da doğuştan iyi midir? Uzmanlara göre, doğuştan getirdiğimiz mizaç, karakterimizin neredeyse yüzde ellisini oluşturmaktadır, ama bu doğuştan iyiyiz ya da kötüyüz demek için ne kadar yeterlidir?

Devamını Okumak İçin; http://blog.milliyet.com.tr/iyilik-ve-kotuluk-dogustan-midir–/Blog/?BlogNo=519699

Anne Bloggerlar FLOW Coaching International’ın ‘Ebeveyn Koçluk Eğitimi’ni sevdi

FLOW Coaching International’ın Türkiye’de bir ilke imza attığı ve6 Kasım’da başlamaya hazırlanan ‘Ebeveyn Koçluk Eğitimi’nin tanıtımı geçtiğimiz Cumartesi anne bloggerlarla gerçekleşti.Yoğun katılımın olduğu etkinliğe bloggerlı anneler büyük ilgi gösterdi. FLOWCoaching International Akademik Direktörü Talyaa Vardar tarafından verilen seminerde anneler bir yandan merak ettiklerini sorarken bir yandan da keyifli dakikalar yaşadılar.‘’Liderlik Evde Başlar: Doğru Ebeveynlik’’ana temasıyla gerçekleşen seminerde ‘Çocuğumuzun mizacına uygun doğru ebeveynlik yaklaşımları nelerdir? Ebeveynler olarak, çocuklarımıza nasıl koçluk yapabiliriz? Çocuklarımızı başarılı bir hayata nasıl hazırlayabiliriz? Dört Mizaç nedir ve çocuğumuzun mizacını anlamak neden önemlidir?’ gibi başlıklar konu alındı.

Seminer sonunda memnuniyetlerini dile getiren anne bloggerlar, böyle bir programı Türkiye’ye getirdiği için FLOW Coaching International’a teşekkür ederek, her anne-babayı bilinçli ebeveyn olmaya davet etti.

‘ONA’ ÖZEL İLETİŞİM TARZI

Çocuk yetiştirme ve “Ebeveyn Koçluğu” konusundaki bilgi birikimini Türkiye’deki anne babaların hizmetine sunan Amerika’nın en yetkin Ebeveyn Koçluğu Enstitüsü ACPI ile işbirliğine giden FLOW Coaching International’ın ‘Ebeveyn Koçluk Eğitimi’, “Ebeveyn olmak, sonsuz bir çeşitliliğin bir ucundan tutmak gibi. Çocuğumuzun doğuştan getirdiği mizacı, sadece ona özgün ve standart öğretiler, nasihatler ve kulaktan dolma bilgilerle yoğurmak istemeyeceğimiz kadar özel. Bu nedenle, ebeveyn, onunla iletişim kurmanın ‘ona’ özel yolunu keşfetmelidir. Çocuğumuzu anlamak ve ona özel iletişim tarzını keşfetmek, çocuğumuzun birey olma yolundaki baş etme becerilerini kazanması için ona yapabileceğimiz en değerli yatırımdır” ifadesini vurguluyor.

PROGRAMDA NELER VAR?

Program, ebeveynlere dört ana karakter özelliğinin anlatılması ile başlıyor. Doğru dinleme, gözleme, soru sorma, takdir edici sorgulama ve doğrulayıcı dil kullanma gibi farklı tekniklerin öğretildiği programda, her mizaçtaki çocuğun doğuştan getirdiği karakter özellikleri de masaya yatırılarak doğru davranış modelleri gösteriliyor.

Programda, doğrulayıcı dil kullanmanın önemini vurgulayan Flow Coaching International Akademik Direktörü Talyaa Vardar “Aslında tüm çocuklar kendi getirdikleri özellikleri o kadar erkenden bize anlatmaya başlıyorlar. Dört aylık bir bebek bile karakter özellikleri hakkında bize ciddi ip uçları verebiliyor. İşte bu noktada farklı yaklaşımlar ve klasik olmayan bakış açılarıyla ebeveynlere çocuklarının ileride nasıl daha başarılı bireyler olabileceklerini anlatıyoruz” diyor.

Eğer siz de çocuğunuzla doğru iletişim kurmanın yollarını arıyorsanız, geç kalmış sayılmazsınız. Flow Coaching International Akademik Direktörü Talyaa Vardar tarafından verilecek olan Profesyonel Ebeveyn Koçluğu Eğitimi 6 Kasım’da başlayacak ve 3 gün sürecek.

Hayatı Sevenleri Herkesten Farklı Kılan 10 Şey

Yönetici koçluğu alanında uzmanlaşan Flow Uluslararası Koçluk Okulu ekibi, mutlu insanları farklı kılan temel özellikleri sıraladı. İnsanları sahip oldukları şeyler değil, dünyayı ve kendilerini algılama biçimleri mutlu ediyor… Üstelik dünyayı ve kendimizi algılama biçimimizi değiştirmek bütünüyle elimizde…

Mutlu insanlar, onları mutlu eden çok özel yeteneklere sahip değiller. Herkesinkinden farklı bir hayat da sürmüyorlar. Çok daha iyi bir işe ya da alabildiğine sorunsuz bir aileye sahip oldukları da söylenemez. Ancak şurası açık ki, onlar hayatı herkesten farklı algılıyor ve yorumluyorlar.

Tabii ki algılarımız tümüyle kendi kontrolümüz altında değil. Kimi zaman hayat, pek çok şeyi öylece yolumuzun üzerine serpiştiriveriyor. Ancak çoğu zaman mutsuzluk kaynaklarını bizzat kendimiz alıyoruz hayatımıza. Kararlarımız, seçimlerimiz ve nihayet kimi eylemlerimiz belirliyor hayatımızın yönünü. Mutlu mu, mutsuz mu bir insan olacağımızı da yine kendimiz belirliyoruz. İşte size mutlu insanları, mutsuz olanlardan ayıran 10 temel özellik.

Kendilerini severler.

Mutlu insanlar, başkalarına kendilerini sevdirmeye çalışmazlar. Kendilerini sever ve başkalarının onları sevip sevmediğiyle pek de ilgilenmezler. Onları sevebilirsiniz ya da onlardan nefret edebilirsiniz. Bunun için sizi ödüllendirmeyecek ya da cezalandırmayacaklardır. Çünkü onlar için fark etmez. Ne istiyorlarsa onu yapacak ve her durumda kendileri gibi davranacaklardır. Başkasının kabul ya da onayını almak için yorulmayacaklardır. Sizin ekibinizin bir parçası olmak istemeyeceklerdir, çünkü kendini seven biri başlı başına bir ekiptir. Kendi hayatlarını yaşar ve kimin onları sevdiği ya da sevmediği ile ilgilenmezler.

Bağımsızdırlar.

İstedikleri şeyi yaptıkları için, yaptıkları şeyi de severler. Yapmak zorunda oldukları için değil, arzu ettikleri için harekete geçerler. Herhangi bir şey yapmak zorunda olduklarına inanmaları mümkün değildir. Elbette kurallara uyacaklardır, vergilerini ödemeleri gerektiğini, doğa kanunları gereği vakti geldiğinde öleceklerini bilirler. Bir konuda harekete geçiyor, bir yere gidiyor, bir topluluğa katılıyorlarsa, kesinlikle istedikleri içindir. Kimse onları bir şeye zorlayamaz ya da bir şeyin parçası olması için tuzağa düşüremez. Çünkü kendi düşüncelerine, başkalarının düşüncelerinden daha çok önem verirler. Doğru olduğuna inandıkları şeyi yapar ve bunun için kimseden izin istemezler.

Arkadaşlarını sever ve onlara güvenirler.

Arkadaş konusu kimi zaman netameli olabilir. Çünkü bütün arkadaşlarınıza güvenemezsiniz. Ayrıca arkadaşlarınızın sahibi de değilsinizdir. Herkes sizin kadar bağımsız olmak ister. Onların da kendi arzuları ve ihtiyaçları vardır. Tıpkı sizin gibi, arkadaşlarınız da kendi düşüncelerini, hedeflerini öncelikli görürler. Ama yine de hepimiz arkadaş edinmek isteriz. Ne var ki onlara fazlasıyla güvenmek hayal kırıklıklarına neden olabilir.

Mutlu insanlar hem yakın arkadaşlar edinip hem de bağımsızlıklarını korumayı başarabilirler. Bağımsızlık duygusunu kaybetmek, aşırı güven ihtiyacını da beraberinde getirir ki arkadaşlıklar çoğu zaman bu yüzden bozulur.

“Neler yapıyorsun” sorusuna cevap olarak mesleklerini söylemezler.

Mutlu insanlar kendilerini meslekleriyle tanımlamazlar. Onlara “neler yapıyorsun” diye sorduğunuzda o günlerde yaptıkları pek çok şeyden söz edebilirler. Örneğin yenilerde gittikleri ya da gitmeyi planladıkları bir şehirden bahsederler. Bazen de üzerine çalıştıkları projeyi anlatırlar. Son zamanlarda çözmek zorunda oldukları bir problemden, üyesi oldukları dernekten, başka insanlarla ortaklaştıkları alanlardan da konuşabilirler.

Onlara ne yapıyorsunuz diye sorduğunuzda verecekleri cevap geçimlerini sağladıkları işle ilgili olmayacaktır. Mutlu insanlar, yaşamayı arzu ettikleri hayatla yaşadıkları hayat arasındaki o zor dengeyi kurabilirler. Çünkü isteseniz de istemeseniz de bazı tecrübeleri edinmek zorunda kalabilirsiniz. Böyle zamanlarda nasıl davrandığınız mutlu ya da mutsuz olma halinizi de belirler.

“Nerede yaşıyorsun” diye sorduğunuzda, “Şu ara…” diye başlayan cevaplar verirler.

Mutlu insanlar etrafta dolaşmayı severler. Belki de tebdil-i mekanda rahatlık olduğu için bu kadar seyahat ediyorlardır. Ya da bir yerde durup hayatlarını orada tüketmek onlara sıkıcı geliyordur. Yalnızca yeni insanlarla tanışıp yeni tecrübeler edinmeyi seviyor da olabilirler. Kimbilir, henüz kendileri için en doğru yeri bulmadıklarına inanıyorlardır. Bu insanların dünyanın her yerinde kendi evlerinde gibi yaşadıklarını görürsünüz. Bir ülkeye ya da şehre bağımlı kalmazlar. Nerede yaşadıklarını sorduğunuzda kimi zaman “dünyada” diye cevap verirlerse kızmayın, dalga geçtikleri için değil, sahiden öyle hissettikleri içindir.

Ne düşüneceklerine ve neye inanacaklarına kendileri karar verirler.

Mutlu insanların kendi felsefeleri vardır. Neye inanacaklarını da kendileri belirlerler. Onlara tek bir kitabın hayatınızı nasıl değiştirdiğini anlatabilmenize imkan yoktur. Siz ne istiyorsanız onu yaşayabilirsiniz, istediğiniz her şeye de inanabilirsiniz, tabii inandıklarınız sizi tatmin ettiği sürece. Mutlu insanlar sizi yargılamazlar, ancak onların kendi doğru ve yanlışları vardır.

Kendi geçiciliklerinin farkındadırlar.

Ölümlü olduklarını bilirler. Bu bilginin idrakine varmakla kalmayıp kabullendiklerini attıkları her adımda hissedersiniz. Neden mi? Çünkü kaçınılmazdır. Ölümlülük fikrinden kurtulmak mümkün değildir. Yapabileceğiniz tek şey bu bilgiyle başa çıkabileceğiniz bir yöntem geliştirmektir. Mutlu insanlar ölümden korkmazlar. Ölüm fikrinden kurtulmaya çalışmak için enerji harcamazlar. Kaçınılmazlığını bilir ve hayatlarını buna göre yaşarlar. Ölümü kontrol altına alabayacaklarını bilir, ama kişisel hayatlarını kendi kontrolleri altında tutabilmek için de her şeyi yaparlar.

Dünyayı kendi oyun alanları olarak görür, zihinleriyle ona yön verirler.

Onları bir şeylerin böyle gelip böyle gideceğine inandırmak mümkün değildir. Tek bir hakikatin varlığına da ikna olmayacaklardır. Bunun yerine kendilerine inanır ve herkesin bildiği hakikati değiştirmeye çalışırlar. Kendi hayatlarını bütünüyle kontrol altında tutabileceklerine inanırlar. Dünyayı tam da görek istedikleri gibi görür, yetenekleri ölçüsünde onu daha da iyi kavramaya ve değiştirmeye çalışırlar. Çünkü mutlu insanlar, kendi kurguladığımız dünyalarda yaşadığımızı bilirler. Onlar kendi dünyalarını, başkalarından daha iyi kurgularlar.

Şimdiki zamanda yaşar, gelecek zamanı hayal ederler.

Mutlu insanların da umutları, düşleri ve hedefleri vardır. Arzuları ve hırsları da olacaktır. Ama bunlar tarafından tuzağa düşürülmemeleri gerektiğini de bilirler. Çünkü dünya gerçekleşmeyecek düşlerin peşinde ömür heba edecek bir yer değildir. Hayatı yalnızca geleceğe bakarak yaşarsanız şimdiki zamanı kaçırmış olursunuz. Şimdiki zaman, yani içinde yaşadığımız an yaşayabileceğiniz tek andır. Geriye kalansa bir göz aldanmasından ibarettir.

Başkalarını değiştirmeye çalışmaz, onlarla nasıl birlikte yaşayacakları sorusuna cevap ararlar.

Enerjinizi başka insanları değiştirmek için harcamak zaman israfıdır. İnsanlar değişirler elbette, ama bu değişim kendi arzu ettikleri yönde olacaktır. Onları ne kadar zorlarsanız zorlayın işe yaramayacaktır. Aksine, bir insanı değiştirmeye çalışmak genellikle niyet edilenin tersi yönde sonuç verir. Böylesine imkansız bir amaçla enerji ve zaman harcamak yerine ne mi yapmalı? Sizden farklı insanlarla arzu ettiğiniz iletişimi kurmak için ne yapmanız gerektiği sorusunun cevabına odaklanmalısınız. Onları değiştiremeyeceğinize göre, aranızdaki ilişkiyi sizin için faydalı bir şekle büründürmenin yollarını bulmalısınız. Bu da olmuyorsa, bırakın kendi yollarına gitsinler.